KAN BAĞIŞIYLA İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

KAN BAĞIŞIYLA İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Her yıl 29 Ekim – 4 Kasım tarihleri arasında kutlanan Kızılay Haftası, toplumda kan bağışı ile ilgili bilinç oluşturma açısından büyük önem taşıyor. Türk Kızılayı’na ve faaliyetlerine yönelik farkındalık yaratılması amaçlanıyor, bağışçı olmanın insani ve hayati önemi vurgulanıyor.


Dünya Sağlık Örgütü’nün de açıkladığı gibi, kan vermek bilinen aksine kişiler için çok faydalı. Toplumda “kansızlık yaratma”, “hastalık kapma riski”, “kilo aldırma” ve benzeri sorunlara yol açtığı kanısı hakim. Ancak uzmanlar aksini ifade ediyor ve ekliyorlar; kan vermek sizi birçok hastalıktan koruyacağı gibi, genç kalmanızı da sağlar.

 

Medline Sorumlu Müdürü Dr. Koray Akay, Kızılay Haftası vesilesiyle kan verme hakkında doğru bilinen yanlışları şöyle sıraladı:


Kan vermek kilo aldırır

Toplumdaki en genel kanılardan biri. Kan bağışı akabinde tüketilmesi gereken bazı şekerli gıdalar sebebiyle, kan vermenin iştah açtığı ve dolayısıyla kilo aldırdığı zannedilir. Ancak iştah açılması geçici bir durumdur ve kilo alımına sebebiyet vermez. 


“Kan bağışçısı olursam kansızlık yaşarım”  

Kronik bir rahatsızlığı olmayan, yılda 3 veya 4’ten fazla bağışta bulunmayan kimselerde, kan bağışı sebebiyle kansızlık olması muhtemel değildir. Vücüdumuzda bulunan yaklaşık 5-6 litre kanın, bir bağışta sadece 450 ml’si alınır. Gün içinde bol su tüketilmesi ile halsizlik durumu geçer, kansızlık yaşanmaz ve kişi normal hayatına dönebilir. Ancak kansızlık teşhisi konmuş kişilerden kan alınmamaktadır.


Kan bağışlamak hastalık kapma riski taşır

Kan bağışında kullanılan iğne, kan torbası gibi tıbbi ürünler tek kullanımlıktır. Steril ortamlarda muhafaza edilen tıbbi ürünler kullanıldıktan sonra atılır. Dolayısıyla aynı ürünün ikinci kişide kullanılması söz konusu değildir. Ayrıca, sağlık alanındaki olumlu gelişmeler, ülkemizde bilincin artması ve teknolojinin de gelişmesiyle kurumsal bir yapıya kavuşan Türk Kızılay’ı sayesinde, kan bağışı ile ilgili daha önce yaşanan sıkıntılar da minimuma indirilmiş durumda. Mobil hareket eden, insanların yaşadığı semtlere ulaşan bir kurumdan bahsediyoruz. Bağışçı, mini bir check-up’tan geçer ve uygunluğu titizlikle ele alınır. Dolayısıyla, kan ile geçebilecek hastalıkların öngörülüp, bağışçı ve alıcı olmak üzere, iki insan hayatını ilgilendiren böyle önemli bir konuda önlemlerin alındığını söylemek mümkün. 


Kan vermek kalp krizi riskini artırır

Kan vermek kalp krizi riskini artırmaz, aksine neredeyse yüzde 90 oranında azaltır. Yapılan çalışmalara göre, yılda en az iki kez kan bağışlayan kimselerde, kansere yakalanma oranı oldukça düşüktür. Kan hücrelerinin yenilenmesi ve “gençleşme” sebebiyle kan vermek kalbi korur.


Hamileler kan verebilir

Hamilelerin kan bağışlaması mümkün değildir; ancak hamileliğin sonlanmasından 6 hafta sonra kan bağışında bulunabilirler. Sebebi ise, bebeğin ve annenin dolaşım sisteminde meydana gelebilecek sorunlardır. Kan verdikten sonra kan hücresi ve demir oranının düşme ihtimali arttığından hamileler kan veremez.

Paylaş: